Kıvanç Eliaçık yazdı: 1 Mayıs: Bu Gezegende Grev Var!

“Yurtsever Kardeşlerim! Haberiniz olsun ki, 1 Mayıs Dünya İşçiler Bayramı münasebetiyle amele kıraathaneleri civarındaki tren istasyonu mevkiinde toplantı ve gösteri vardır.”*

Uluslararası takvimde dini kökenli olmayan tek özel gün, mayıs ayının ilk günüdür. Noel, Paskalya, Ramazan ve Yom Kipur takvimlerde işaretlidir. Laik ve modern devletler kendi takvimlerine kuruluş ve zafer günlerini eklediler. Ama bu özel günlerin hiçbiri 1 Mayıs kadar yaygınlaşmadı.

Hristiyanlar, Müslümanlar, Budistler, Hindular veya ateistler, sıcakta veya soğukta, resmi törenlerle veya korsan gösterilerle, eğlenerek veya ölümü göze alarak, “Yaşasın 1 Mayıs” nakaratlı marşlar söylerler.

Uluslararası genel grev

İşçi Bayramı’nın tarihsel kökeni, II. Enternasyonal’ın 1889’da yaptığı çağrıya dayanır. Uluslararası İşçi Birliği, 1986 Haymarket Grevi sonrasında idam edilen işçi önderlerini anmak ve “8 saatlik iş günü” talebini duyurmak için bütün dünya işçilerini 1890’dan başlayarak, eşzamanlı uluslararası bir gösteri yapmaya çağırdı. Mayısın ilk gününü eskimeyen ve değişmeyen bir bayram olarak takvime ekleyen, hükümetler, fatihler veya diktatörler değil sıradan işçiler oldu.

İlan edildiği andan itibaren 1 Mayıs, işçiler, işçi örgütleri, hükümetler, polis birimleri, partiler, sanatçılar ve tarihçiler arasında bir tartışma konusu oldu. “Kutlama mı yoksa protesto mu?” “Anma mı piknik mi?” “Taksim mi Bakırköy mü?” “Devlet töreni mi sendika eylemi mi?” Tartışma devam etse de 1 Mayıs uluslararası bir genel grev gününe dönüşmüş durumdadır.

İşçi bayramını kendine ait bir bayram olarak kabul eden milyarlarca insan farklı biçimlerle 1 Mayıs’ı yaşattı. İşçi sınıfı mücadelesinin kayıplarını anmak, 8 saatlik iş günü talep etmek, adil oy hakkı istemek ve savaşa karşı barış istemek…

Patronların ve hükümetlerin 1 Mayıs karşısındaki tavırları farklı oldu. Kimi yasaklamaya kimi içini boşaltmaya çalıştı. Avrupa Birliği içinde 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan eden ilk başbakan olan Margaret Thatcher ne solcuydu ne de işçi dostu. Hitler ve Franco bile 1 Mayıs’ı kutlamaya çalıştı. Bu hikâyenin Türkçe’sini daha dün “kart-kurt” diyenlerin bugün 21 Mart’ta demir dövmesinden biliyoruz. Çanakkale’de, Konya’da işçisiz emeksiz düzenlenen törenlere artık şaşırmıyoruz.

1890 yılında 300 bin işçi Londra’da Hyde Park’ı doldurduğunda çağrıyı yapan sosyalist örgütler bile şaşırmıştı. Aynı gün Danimarka’da işçilerin yarısı iş bırakıp yürüyüşe geçmişti. Şikago’da bugün işçi günü 1 Mayıs değil eylülün ilk pazartesisidir.

Türkiye’de 1900’lerin başından bu yana 1 Mayıs kutlanmaktadır. Rum, Ermeni, İtalyan, Türk, Kürt ve Arap işçiler işçi bayramında yan yanadır. “İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği”nin 1 Mayısın temel sloganı olması tesadüf değil tarihseldir. Zira Haymarket Grevi beyaz ve siyah işçilerin yan yana geldiği ilk eylemlerdendir.

 İşçilerinsin sen işçilerin kal

Yoksul bir köylü ve zengin bir toprak sahibi Noel’de aynı kiliseye gelebilir. Emekli bir general ve yorgun bir temizlik işçisi Kurtuluş Günü’nü izlemek üzere aynı meydanda toplanabilir. Ama işçi bayramında yoksul köylü ve temizlik işçisi baş başadır.

1 Mayıs patronlardan çalınmış boş bir gün değil devrimci bir eylemdir. 1 Mayıs bütün dünya işçilerinin birleştiği ve iş bıraktığı uluslararası bir genel grevdir. Ezber bozan uluslararası devrimci bir duygudur. 1 Mayıs işçilere aittir. 1 Mayıs gelecektir.

Duvara gizlice bir slogan yazarak, Taksim Meydanı’nda polise meydan okuyarak, sendika kortejinde pankart taşıyarak veya cezaevinde hücre kapısını yumruklayarak kutlayabilirsiniz 1 Mayıs’ı… Bayramımız kutlu olsun!

* Türkiye’de yayınlanmış bilinen ilk 1 Mayıs bildirisi – 1906

  • Fotoğraf 1911 tarihli Amasra tren yolu inşaatı
TEILEN