Sero Dino: Yusufcan’ın anadili ve bizim Hayır’ımız

İçerde birlikte oturdukları anaannesinin uzunca susmasından fazlaca sıkılmıştı. Annesi geldiğinde nenesinin sessizliği bozuluyordu. Fakat bu sefer de Yusufcan susmak zorunda kalıyordu.

Anadil sorunu devlet tarafından yıllardır kapatılmak istenmeyen bir mesele. Zaman zaman çeşitli söylemlerde bulunulsa da, gerçek bir irade ya da barış düşüncesi olmamasından kaynaklı; işin sonu dönüp dolaşıp inkar politikasında yoğunlaşıyor. 2015’de yeniden başlatılan savaş; şehirlerin yıkımı, insanların bodrumlarda yakılarak öldürülmesi süreci, vekillerin tutuklanması ve Kürtçe dil eğitimi veren kurumların kapatılmasına kadar uzandı. Kurdi-Der ve İstanbul Kürt Enstitüsü’nün KHK ile kapatılması, MHP ile ortaklaşan AKP lideri Binali Yıldırım’ın, tüm bu yaşananlar ardından bozkurt işareti yapması; Kürt seçmenlerden tamamen vazgeçtiğinin de ilanı gibi düşünülebilir. AKP’li Kürtlerin büyük çoğunluğu; Türk İslamcıların Kürtçe ve Kürtlere “ümmet” çerçevesi içinde daha esnek bakmasını da bir sebep görerek kendini burada konumlandırıyordu. Ancak artık ümmetçiliğin yerinde sermayeyle birleşen katı milliyetçilik var. Bu durum öyle bir hali getirdi ki; AKP’nin ümmetçiliği bile bunun yanında ehven-i şer kalır oldu. İlerleyen günlerde TRT Kurdi’nin kapatılması da sürpriz olmaz. Çünkü artık sadece ulusal kimliğinin mücadelesini veren bilinçli Kürtlere değil, MHP’nin aklıyla “terörün kökünü oluşturan” Kürt halkının tamamına karşı konumlanma durumunun pratik karşılığını bulduğunu görüyoruz.

Devlet bünyesinde verilen eğitime Kürtçe ve Zazaca her ne kadar dahil edilmiş olsa da seçmeli dersine bunu yazan öğrencilerden ne kadarı bu dersleri alabiliyor muamma. Çünkü bu dersleri vermesi için eğitim alan öğretmenlerin büyük çoğunluğu mezuniyetlerinden sonra atanmadı. Atananlar ise “Yeterli sayıda öğrenci yok.” denilerek iş başı yaptırılmadı. “Dewlet bi ker be jî xwe lê meke! (Devlet eşek bile olsa binme)” diyen Kürt büyükleri geliyor akla. Bir adım geri çekilince;

Devlet tarafından işletilen bir Kürt kanalı var. Fakat Kürtçe ve Zazaca yayın yapan Denge TV ve Jiyan TV kapatıldı.

Devletin seçmeli ders olarak koyduğu Kürtçe ve Zazaca dersleri var. Fakat aynı devlet, KHK ile Kürt dil kurumlarını kapatıp bu dillerin eğitimini engelliyor.

İşte tüm bu çelişkiler yazımızın kahramanı, amcamın küçük oğlu Yusufcan’da yukardaki gibi karşılığını buluyor. Yusufcan’ın abisi Azad son 2 senedir seçmeli dersine Zazaca’yı yazıyor. Fakat bu seçmeli ders bir türlü seçilemiyor. Yusufcan nenesiyle beraber televizyon izleyebiliyor ama izledikleri konuya dair bir şey konuşamıyor. Annesiyle nenesinin güldüğü konulara gülmek istiyor ama anlayamadığı için susuyor.

Kürt halkının üzerindeki bu ağır tecrit, imha ve inkar konseptini bir Hayır’la yenebileceğimizi söylemek “siyaha beyaz demek” gibi bir şey olur. Ancak insanların ciddi bir moral ve güven tazelemesine sebep olacaktır. Başkanlık sevdasına kapılmış bir adamın, istediği zaman çıkardığı bir KHK ile bin yıllardır kültürünü yaşatan Kürt halkının ve “tek millet” içinde olmayan diğer halkların değerlerini kafasına göre yasaklayamamasına sebep olacaktır.

Yusufcan’dan devam edersek “Yav nene, ben seni anlamıyorum, Zazaca bilmiyorum ki!” cümlesindeki ağırlığın altında ezilmememizi sağlayacaktır.

TEILEN